Çekiçle demire şekil vermesini bilmeyen millet çekiç ile yontulmaya mahkum olur.
İlmin olmadığı yerde cehalet, cehaletin olduğu yerde fitne vardır.
Fitnesel olaylar patlak vermeden önce bazı belirtileri vardır. Fitnesel olayların alametleri erken teşhis edilir ve zamanında önlem alınırsa etkileri yıkıcı olmaz. Fitne bir fırtına gibi eser ve bir süre sonra kasırgaya dönüşmeden sona erer.
Ama fitnesel unsurların bu alametleri zamanında fark edilip önlem alınmazsa bir kasırga gibi eser etkileri yıkıcı olur. Tesirleri yüz yıllarca devam edebilir.
Fitnesel olaylar ani anda patlak verdiğinde ilk anda kimin haklı, kimin haksız olduğu teşhis edilemez. Bu nedenle fitnesel duruma yakalanan bir toplumun yapacağı tek şey vardır, çölde develeriyle birlikte kum fırtınasına yakalanan biri gibi fırtına dinene kadar develeriyle birlikte yere çöküp sessizce fırtınanın dinmesini beklemek en doğru karardır.
Fitnesel olaylar patlak verdiğinde; silahların parıltısı ve sesi topluma ölüm yağdırır. Eğer bir toplumda fitnesel unsur patlak verdiğinde ya mazlum olur ya da zalim. Zalim olmaktansa mazlum olmaya gayret edilmelidir. Eğer zalim olarak hakkın huzuruna gidilirse ebedi bir Cehennem ile cazalandırılır (Hadis). Bir yerde çıkan fitnesel unsurlar sonucu mazlum olarak hakkın huzuruna çıkılırsa böyle birisi şehittir ve ebedi Cennet ile ödüllendirilme vardır (hadis).
Günümüz dünyasında fitnesel olaylar çıkartılarak toplumlar ve milletler şekillendirilmeye çalışılmaktadır. O çekiç; basiretli, irfanlı, içinde insan sevgisi taşıyan, hakkı gözeten, adaleti benimsemiş kimselerin elinde olması gerekir. Demire şekil vermek için kullanılan çekiç fitneci unsurların eline geçerse ne olur? Bu çekiç ile toplumlar yeniden şekillendirilmeye çalışılır. Hukuk yeniden kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirilerek adaletten uzaklaştırılır. Eğer bir devlet adaletli yönetimden uzaklaşır ve bir takım haksızlıklara meyil ederse böyle bir devletin uzun süre ayakta kalması mümkün olmaz.
İş fitneci unsurların elindeki o çekicin altına girmeye kalmasın. Bir toplum veya bir millet eğer bir gün o çekicin altına girmek zorunda kalırsa; o çekicin altında;
-ya bir merkebe çevrilir ve tüm yüklerini taşıtırlar,
-ya bir at olarak biçim verilir hem biner hem de istedikleri yöne sürerler. Bir cepheden diğerine koştururlar.
-ya da o çekicin altından bir jet motoru olarak çıkarır ve bir Jön Türkü ya da İŞİD yaparlar. O kadar uçururlar ki yükseklere, önce motor alınır paraşütle uçmayaya mahkum ederler, ardından paraşütün ipini çeker yüksekten yere çakarlar.
Aman ha dikkat! Çin ve Rus çekicinin altına girildiğinde itaat edilmediğinde sadece kemikler kırılır, yontar, eşek ya da at olarak çıkarırlar adamı. Ama ne olursa olsun o çekicin altında jet motor olup Jön Türkü olarak çıkmamak gerekir. Çünkü birilerinin eşeği olur yükünü taşımak zorunda kaldındığında akıl başa geldiğinde o yükü taşımaz bir cifte tekme atar sonra aslına dönerek bir aslan kükremesi yapılabilinir.
Bir gün bir at olup o cepheden bu cepheye koşturulduğu anlaşıldığında, sırtta taşınan herifi yere fırlatır sonra öze dönüş olur ve bir kartal olur pençelerin arasına alarak binmeye çalışan mahvu perişan edilebilinir. Ama Jet motoru olup jön Türk olmak ya da bir İŞİD üyesi olmak korkunç birşeydir. Çünkü çok yükseklerde oldunduğunda sahip olunan hem o jet motor hem paraşütü alırlar. Hem istediklerini yaptırır, hem de yüksekten yere atarak yok ederler.
Tarih bununla ilgili ne der? Türkler tarihte zaman zaman güçlü devletler kurmuşlardır ve Asya’nın en güçlü devletleri haline gelmişlerdir. Çin’i Avrupa’yı, Roma’yı tehdit eder hale gelmişlerdir. Çin bu durumda aldığı önlem:
Türk hükümdarlarının yabancı kız hayranı olduklarını bilen Çinliler, bir prenses gönderir, sonra onun aracılığı ile hükümdarı zehirler veya taht kavgaları çıkarırlardı. Sonra böylesi bir Türk devleti yıkılır ve köle durumuna düşerdi. Köle durumuna düştüklerini anlayan Türkler tekrar ayaklanır bağımsızlık savaşı verirlerdi.
Bununla ilgili Uygurları örnek verecek olursak: Talas Savaşı’nda Çin ordusunda Karluklar da vardı. Çin ordusunun bir kanadında Karluklar bulunmaktaydı. Çin ordusu ayaklanan Türkgişler ve onlara yardıma gelen Araplar üzerine yürüdü. Aniden Karluklar Çin ordusunda Çinliler için cephede savaşmanın doğru olmadığını anladılar. Saf değiştirerek Çinlilere karşı Türgişlerin ve Arapların safında Çin ordusunu ok yağmuruna tuttular. Böylece Çin ordusu ağır bir hezimete uğratıldı. Çin’in çeşitli yerlerinde isyanlar çıktı. Çin imparatoru çıkan bu isyanları bastırmakta yetersiz kaldı. Bu defa Uygur hükümdarına bir prenses gönderdi. Uygur hükümdarı da bu Çinli prenses uğruna Çin İmparatorluğunda çıkan bütün isyanları bastırarak imparatorluğa büyük jestler yaptı. Şimdi de Uygurlar tarihte yaptıkları bu hataların bedelini ödemektedirler. Görüldüğü gibi eğer bir Çin çekici altına girildiğinde bir gün uyanıp Karluk Türk boyu gibi dizginleri ele almak mümkündür.
Ya İngiliz Çekicine ne demeli? Aman sakın "İngiliz Çekici" altına girmek çok tehlikeli sonuçlar doğurur. İngiliz çekici altına girmek bir intihardır. Hem şeref kaybedilir, hem namus kaybedilir, hem de ahiret.
İngiliz çekici altına girmek zorunda kalınırsa oradan ya bir kukla, ya da bir jet motor ortaya çıkartılır. Her iki durumda da öze dönmek imkanı yoktur.
Peki Kukla olmak ne demektir: Kukla olmak, aslına, öz benliğe, milli değerlere, kankardeşe düşmanlık beslemektir. Yani bütün bunlar kuklacı birey için bir düşmandır. Asıl düşman dosttur. Milli benliğe, tarihteki büyük şahsiyetlere, topluma nasihat verip öğüt verenlere düşmanlık beslenir. İnanç değerlerinden, milli unsurlardan bahsetmek utanç verici olur, ama İngiliz kültüründen (emperyalizim) övgü ile bahseder. Batı'nın bütün değerlerini hem yaşamak hem de yaşatmak isterken, tüm milli değerleri yıkmak ve öz benlikten hızla uzaklaşmak istenir. Yüce yaratı Allah'ın (Kuran'ın) eğitmenliği reddedilir. Basiret (ileri görüşlülük) kapanır, doğruyu göremek mümkün olmaz. Yalan doğru, doğru söz de yalan sanılır. Kur'an yalanlanır, peygamberler vehimlere kapılmakla suçlanır. Şeytanı değerler (Fitnesel unsurlar) benimsenerek yozlaşma yolunda adımlar atılır. Kardeşim diye kucaklanan şahıs aslında bir akreptir. Her an derin bir uykuda yakalayıp zehirlemek için zehir üretme makinasıdır ama bunun farkında olunamayacak kadar basiret gözü kapalıdır. Bu nedenle İngiliz çekici (emperyalizm) altına girmemek için zamanında önlem almak gerikir.
Tarihte bir grup Osmanlı Aydınları Jön Türk oldular. Osmanlı İmparatorluğunu yükseklere uçuracağız dediler, ama kendileri ile birlikte o koca imparatorluğu uçuruma uçurdular. Bizim jetlerden biri daha vardı Adı Enver Paşa idi. Enver Paşa 130 bin askeri tek kurşun attırmadan dondurdu. 70-80 bin askerimiz de Ruslara esir düştü. Bir diğer jetimiz ise Güney Cephesinde İngilizlere karşı savaşan Cemal Paşa vardı. Bu paşamız da tüm askerleri İngilizlere karşı yenik durumuna düşürdü. Onun emrinde de yine 70-80 bin Osmanlı askeri vardı. Bukadar asker nereye kayboldu. Hala tarihin gizli sayfalarında açıklanması gereken sorulardan biridir. Bu kadar askeri boşu boşuna kırdırmasaydılar İtilaf devletleri Orta Doğu'da şimdiye kadar cirit atabilir miydiler?
Yine Hicaz Mebus üyesi (milletvekili) olan Şerif Hüseyin, I. Dünya Savaşı önce iyi bir İngiliz atı oldu. Sonra jet olmayı denedi. Türklere karşı, I. Dünya Savaşı'nda İngilizleri kendisine kardeş, Cihad-ı Ekber ilan eden Osmanlı halifesini ise düşman olarak tanımladı. İngilizlerle aynı cephede omuz omuza Türklere karşı savaştı. Sonuçta İngilizlerin bir surat atı olduğunu anlayınca iş işten çoktan geçmiş, paraşütlerinin ipleri çekilmişti.
Tarihin çok yakın dönemlerinde Saddam Hüseyin diye bir Arap kralı vardı. Bu kral aniden İngiliz çekicinin altından Jet motor oluverdi. Bu Kral önce İran’a sonra Kuveyt’e saldırdı. Arkasından hem kendisini hem de halkını perişanlık çukuruna ve zillete uçurdu.
El Kaide, İŞİT’ te aslında İngiliz çekici ile bir Jet motor olmuş durumda. Usame Bin Ladin öğle bir jet motoru oludu ki; önce ülkesindeki Müslümanları kesti ve biçti. Sonra ABD'de iki gökdelen ve Pantegon binasına tosladı. Ardından ülkesini eşek arılarının hedefi haline geldi.
Şimdilerde de Suud Hanedanı Jet motor olmaya özenmiş gibi gözükmektedir. Allah sonumuzu hayırlı etsin. Tarihten ibret alınmadı mı kötü olaylar tekerrür edip duruyor. Ne hikmetse; Sudiler İslam önderliğine soyunmuşlar. Hem de Sünni İslam liderliğine. Ne acaip bir olay ki Sudi Krallığı; İsrail'in Filistin'de Sünni Arapların başına bomba yağdırdığında sesi çıkmıyor. Ama Yemen'i İsrail ile birlikte bombalıyor. Gerekçe ise ora halkının Şii oluşu. Yemen'in nüfusunun en fazla yüzde 12'si Şiidir, geri kalan Sünni Müslümanlardır.
Yazık, yer yüzünü şeytanın piknik sahası olduklarını düşünüyorlar. Allah'ın arzında Allah'a karşı kafa tutmanın hesabı ağır olur. Bu kendini bilmez aciz ruhlu insanlar acaba neden böyle yapmaktadırlar anlaşılır değildir. Ölüm var, Kıyamet var, hesap var, Ahiret var.