Son Dakika Bugün
ASYAAHİLERİ
Tarih, Kültür ve Eğitim Analiz ve Edebiyat
Köşe Yazısı

Suriye Meselesi’nin Değerlendirilmesi

Yazı

         AKP’ Hükümeti iktidara geldikten sonra bir takım şeyleri iyi yaptı ama sonra tüm yaptıkları bu kazanımlarını olumsuza çevirecek gibidir. Hatta çevirdi bile... bu bizi üzdü ve güvenimizi sarsı.

         Türkiye ekonomisinde belirgin bir gelişme, değişme ve  iyileşme oldu.  Dış ilişkilerde de başlangıçta olumlu bir hava oluşurken Türkiye Ortadoğu’nun güç dengelerini  etkileyecek bir konuma yükseldi.  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan  Bey’in güzel ve hitabetli konuşması, halkımızın beğenisini kazandı. Yol, köprü, okul, oto yol, geçitler yapıldı. Yani Türkiye’de gözle görünür hissedilir derecede gelişme yaşandı.  Memurların maaşlarında düzelme oldu. Hastanelerdeki birçok problemler giderilmeye çalışıldı ve bunda da kismi bir iyileşme oldu. Yetimler ve kimsesizlere yardım yapıldı. Çocukların tedavisini ve masraflarını devlet üstlendi. Fakir ve geçim sıkıntısı içinde olanlara yardım edildi. AKP’nin yaptığı bu olumlu faaliyetler  milletimiz tarafından desteklendi.

    Ama nedense o iyi giden hava 2 yıl önce aniden değişti.  Dışarıda izlediği politika ve PKK’ya karşı izlediği iç politikada ani sapmalar oldu. Neden böyle bir yol izlenildiği ise hala anlaşılmış değil. Dış politikada Türkiye’nin kötülüğünü ve bölünmesini isteyenler Türkiye’nin dostu, Türkiye’nin güçlü olmasını isteyenler ile de problemli hale gelindi.

Öncelikli olarak Barzani ile iyi ilişkiler kurulmaya özen gösteriliyor. Barzani ile iyi ilişkiler içine girilmesi karşısında Irak ile aramız açıldı. Oysa Batılı devletlerin  ve özellikle Emperyalist  devletlerin desteğiyle Kuzey Irak’ta kurulan Kuzey Kürtistan Devleti  Türkiye’den toprak talep etmektedir.  Türkiye böyle iddealleri olan  Barzani ile iyi ilişkiler içindedir. Suriye ile ise problemlerimiz daha iki yıl öncesine kadar yoktu, diplomatik yonden ilişkilerimiz iyi durumdaydı.   Suriye’nin güçlü olması hem sınır güvenliğimiz açısından iyi sonuçlar doğuracak hem de Yahudilerin “Arzu Mabud” olarak dile getirdikleri Büyük İsrail’in yayılmacı siyasetine bir set çekmiş olur.  Bu nedenle güneyimizdeki Suriye’nin her zaman güçlü olması Türkiye’nin çıkarlarına ve Ortadoğu’da güç dengelerinin korunması açısından önemlidir. Suriye’nin bölünmesi ve parçalara ayrılması, Ortadoğu halkına mutluluk getirmez. Yeniden yapılandırılmaya konulan Ortadoğu’daki haritaların ve sınırların değiştirilmesi  ABD, İngiltere ve İsrail’in başını çektiği grup tarafından tezgâhlanmaktadır. Bu durum  Türkiye ve Orta Doğu'daki ülkelerinin çıkarları ile çelişir.  Bu durum sonucunda Ortadoğu’daki mevcut tüm ülkeler daha küçültülerek parçalara ayrılıyor. Bu da demek olur ki Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ele alınan yeni düzenlemeler Ortadoğu’yu ABD, İngiltere ve İsrail’in başını çektiği devletlerin sömürgesi haline getiriliyor.

      Türkiye burada ABD, İngiltere gibi devletlerle hareket ederek aslında kendi ayağına kurşun sıkıyor. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında; Irak, Suriye, Türkiye ve İran hedef ülkeler arasındadır. Irak’ı ve İran’ı parçalamak için 1979 yılında her iki ülke arasında savaş çıkardılar. Dönemin Irak Cumhur Başkan’ı Saddam’ın koltuğuna vererek İran’ın sonra da Kuveyt’in üzerine kışkırtarak savaş çıkardılar. Böylece bu savaşlarda bu ülkeler kan kaybetti. Batılı ve Emperyalist güçler bu savaşlarda silah satarak büyük kazançlar elde ettiler. Sonrasında ise Saddam’ın defterini dürdüler. Şimdi sıra Suriye’de. Dünyanın bütün teröristlerini para karşılığında Suriye’de Esad’a karşı savaştırıyorlar. PKK, El Kaide, Pejak, Berzaninin gönüllü askerleri, Suriye’nin içindeki bazı güçleri Esat’a karşı savaştırıyorlar. Saddam Hüseyin’in nasıl İran ve Kuveyt’in üzerine kışkırttılarsa şimdi de Türkiye için aynı oyunlar tezgâhlanmış durumdadır. R. Tayyip Bey’in koltuğuna vererek savaşa sürüklemeye çalışmaktadırlar.

Hem şaşılacak bir durum, Birleşmiş milletlerin, Afganisat’a ve Irak’a ne derece demokrasi ve barış getirdiği ortada. ABD Irak'a ne derece demokrasi getirdi o da ortada ve her şey gözler önünde. Bu durum gün gibi aşikar olmasına rağmen Türkiye neden Suriyeyi vurmak için Batı’dan yardım istiyor ki?

Hani tarihten bir örnek verelim; II. Mahmut Mısır valisinin başlattığı ayaklanmayı bastırmak için İngiltere ve Rusya’dan yardım istedi. Bu durum belki kısa vadeli olarak Osmanlı Devleti’nin lehine olmuştu ama uzun vadeli olarak Osmanlı Devleti’nin idam fermanı oldu. Eğer Sultan II. Mahmut Osmanlının kendi gücüyle Mısır isyanını bastıramıyorduysa bağımsızlığını tanıması hem Osmanlılar için hem de bölgenin güvenliği açısından daha iyi olurdu.  II. Mahmut’un Mısır isyanı karşısında Batı’dan istediği yardım karşısında oldukça ağır taviz olan “Balta Limanı Ticaret Sözleşmesi”ni İngiltere ile yapması karşısında Osmanlı toprakları tamamen açık pazar haline geldi. Bu anlaşma sonrası yerli esnaf çöktü, Osmanlı ağır sanayisi ekonomik kriz nedeniyle gelişme göstermedi. Bir süre sonra dışarıdan borç almak zorunda kalındı. Ayrıca Osmanlılara yardıma gelen Batılı devletler ve Rusya Osmanlı karasularını tanıma fırsatı verdi. Bunlar Osmanlı uyruğunda yaşayan azınlıklar ile irtibat kurarak kışkırttılar. Tüm bu durumlar Osmanlı Devleti’ni hem ekonomik, hem siyasi yönden çökertti. Tanzimat ve Islahat fermanlarıyla azınlıkların da memur edilme durumu Osmanlı yönetiminde bozulmaya neden oldu.

    Tarihteki hatadan şimdiki günümüze dönecek olursak Suriye meselesini bölge ülkeleri kendi arasında çözmesi en doğrudur. Aksi durumda Batılı ve Emperyalist ülkeleri BM kılıfı ile olaya müdahil edilmesi gelecek açısından telafisi mümkün olmayan ve sonu nereye varacağı kestirilemeyen olaylara neden olur.

Bu durumda hala Türkiye Ortadoğu olaylarında ve Suriye Meselesinde geç kalmış değil. Türkiye izlediği dış politikasını değiştirmeli ve Suriye Meselesi’ni bölge ülkeleri ile kendi arasında çözülmeli.

İlk önce Suriye’de Esed’a karşı savaşan terör grupları silahlandırılmamalı ve bunlar bertaraf edilmeli.

PKK meselesini veya PKK Terör olayını Kürt meselesi olarak ela almak doğru değildir. Kürtler ve Türkler bir et ve tırnak gibi birbiri ile bütünleşmiş bir millet veya halktır. Bu bilinç oluşturulmalıdır. PKK'nın görünüşteki amacı Kürt hakları için kurulduğu idda edilse de ama gizli ve gerçek amacı bir Kürt - Türk savaşı çıkarmak ve bölgeyi kaosa sürüklemektir. Çünkü kurtlar sisli havalardan hoşlanır. Bölgenin karışık olması Emperyalist devletler için yeni bir sömürme alanı doğuracaktır. Eğer bugün AKP Hükümeti kayıtsız ve şartsız PKK'nın tüm isteklerini kabul etse ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Doğu Anadolu'da bir Kürt devleti kurulmasına izin verse PKK temsilcileri bunun için AKP partisine teşekkür etmeyecektir. Çünkü PKK'nın gizli amacı bölgenin yer-altı kaynaklarını Emperyalist devletlere peş çek çekmek ve bu coğrafyada karışıklık çıkarmaktır. PKK'nın asıl ve en önemli gayesi Kürt-Türk savaşına zemin hazırlamaktır.  

       Türkiye’yi bölmeye yönelik haritalar yapan, terör eylemleri yapan Berzani gibi şahıslar ile resmi ilişkiler kurulmamalıdır. Komşu ülkelerle iyi ilişkilere girilmeli ve ortak pazar alanı oluşturulmalıdır. Avrupa ülkeleri nasıl kendi aralarında ortak pazar oluşturmuş ve vizeleri kaldırmışlarsa aynı şekilde Orta Doğu ülkeleri de kendi aralarında içinde Rusya ve Japonya'nın da bulunduğu devletler arasında dostluk ve ticaret işbirliği oluşturulmalıdır.  

Bu sitede, deneyiminizi iyileştirmek ve ziyaret istatistiklerini ölçmek için çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgi