Son Dakika Bugün
ASYAAHİLERİ
Tarih, Kültür ve Eğitim Analiz ve Edebiyat
Köşe Yazısı

Uçurumun Kenarından Döndük

Yazı

 

 En kutsal kelimelerle, en önem verdiğimiz değerlerle ümmeti vuruyorlar.

   Bu ümmet kılavuzunu kaybetmiş serseri mayın gibi ne zaman nereye çarpacağını önceden kestirilmesi mümkün olmayan bir girdaba doğru sürüklenmek isteniyordu.      

        Bu ümmet, rehberini mi kaybetmiş, yoksa bu ümmetin önderi mi ümmetini kaybetmişti?

    Suriye'deki bir grup devletine karşı isyan etmiş, onu devirmek için cihat başlatmıştır. Esat'a karşı başarılı olamayınca bu defa  ABD, İsrail, Fransa, İngiltere ve Almanya'dan hatta Türkiye ve Çin'deki Müslümanlardan da yardım dilenen cihatçılar. Afganistan, Suriye, Mısır, Irak'ta sırf mezhepinden dolayı kafa kesen tekbirciler. Irak; Suriye, Afganistan, Pakistan'da canlı bombalar ortalığa ölüm saçıyar. Hem de tekbir getererek ölümün kucağına kendilerini atıyorlar. Sudi Arabistan ise İslam liderliğine soyunmuş Yemen'e saldırıyor. Masum halkın başına bombalar yağdırıyor. Emperyalizm Yemende Sudilerin kılıfında diş gösterirken Türkiye'de Nur cemaatinin koltuğunun altındaki sopa ile dişini biliyor.

 Allah Kur’an’da kim masum yere birisini katlederse onun yeri ebedi cehennemdir diyor. Gelin bakın ki, gelin görün ki, herifler Allah adına ordu kuruyor, Allah adına insanların alın terlerini çalıyor. Allah adına devletin içine sızıyor. Papa adına ise maşalık yapılorlar.  Suçsuz, masum, silahsız insanlara silah doğrultuyor ve onları hunharca öldürüyor. Bu yaptıkları mezalimliklerini yine herzaman olduğu gibi acaba  kadere mi yükleyecekler. 

El Kaide, Taliban, İşit …….  gibi say say bir çok terör örgütü.

Ne yazık ki bu örgütler İslâm adına kuruluyor ve İslâm adına cinayetler işliyor. İşlenen cinayetlerden sonra da O Yüce Şanlı Kudretin  ismini dile getirerek tekbir getiriyorlar. O, Yüce, O Kutsal Kudretin ismini böylece yaptıkları çirkinliklerle  silmeye çalışıyorlar. 

Bu ümmet, bu millet artık bunun farkındadır.  Düşman senin karşısına çıktığında hey ben senin düşmanınım! Senin ahlakını yok edeceğim! Senin dinini yok edeceğim! Senin milli değerlerini yok edeceğim diyerek sana saldırmıyor. Senin karşına kahramanlık naraları atarak meydana çıkmıyor. Düşman  içinde beslediği öfkesini, nefretini en çirkin, kötü ve iğrenç kelimeleri yüzüne karşı söylemiyor. Bunu bir zamanlar Amr b. Abdevit ve Ebu Cehil'in savaşçıları yapmıştı. Ama kaybettiler. Böyle yaparlarsa kaybedeceklerini çok iyi biliyorlar da ondan.

Günümüzün düşmanı; senin en beğendiğin, en güzel kelimeleri ezberliyor sonra o öğrendiyi güzelim cümleleri yüzüne söylüyor. En değer verdiğin şahsiyetleri överek karşına çıkıyor. Cennet’e götürecek en kutsal değerlerini  yüzüne karşı bir ninni gibi okuyor. Böylece senin ona karşı kapattığın bilinçaltına yerleştirdiğin geçilmez kalelerinin kapılarını o güzelim hoş sesinin tonu ve güzel cümlelerle açtırıyor. Her an ani bir fitnesel saldırı için uyanık tuttuğun bilinçaltı antenlerinin tamamını ele geçiriyor. Böylece senin bilinçaltını, vicdani değerlerini, hafızanı ele geçirip kalbinde karargâh kuruyor. Ondan sonra gel keyfim gel. Siz sanıyor musunuz ki bunlar cehaleten yapılıyor.

Siz sanıyor musunuz ki bunlar Allah’a inanmamanın ateistliğin sonucu bunu yapıyorlar.

Hayır. Bunu yapanlar hem Allah’ın tek güç, tek kudret sahibi olduğuna, hem cennetin var olduğuna, hem de cehennemin dehşetini biliyorlar.

Hem de yaptıklarından dolayı Ahret'te cayır cayır Cehennem'de yanacaklarını çok iyi biliyorlar.

Peki bunlar bunu biliyorsa neden yapıyorlar.

Çünkü onlar bir SATANİST. Onlar Allah karşısında Şeytan’ın tarafına geçmişlerdir. Onların dış maskesi İslam elbisesi olabilir, bu bizi aldatmasın.  Kalpleri kararmış, hakikat gözleri körleşmiş, vicdanları katılaşmış ve kalpleri mühürlenmiştir. İşledikleri günahları onların kalbinin mühürlenmesine neden olmuştur. Onlar kabatay öğretilerine karşı beyaz bayrak çekmiş, satanizmin uşakları olmuşlardır. 

Mühürlü kalbe sahip şahısların tabiî ki yeri baş şeytan İblis'in  yanıdır. Kendileri ile birlikte ne kadar insanı Cehennem’e götürebilseler bunu kendilerince bir kâr olarak görmektedirler.

Bu terör örgütünün geçmişinin 40 yılı bulduğunu söylüyorlar. Oysa bunların ataları Kabil'dir. Cinayet işlemeyi Kabil'den öğrendiler.  Bunların İslamiyet’ten önceki adları, “Şeytana Tapanlar” yani "satanist"i. Hz. Musa, Hz. Yusuf dönemlerinde  “Kâhin” adıyla ortaya çıktılar.  Hz. Süleyman döneminde ise bunların adı; “Haham” oldu. Peygamberimiz döneminde Ebu Cehil komutasında açıktan  saldırıya geçtiler. Açıktan saldırılar ile başarısız olunca bu defa Münafık oldular. Yani sahte Müslüman olarak ortaya çıktılar. Kerbela’da Hz. Hüseyin’i, halife’ye isyan eden bir asi olarak tanıttılar. Sonrasında katlettiler. Hz. Muhammed'e olan intikamlarını torunundan aldılar. 

Bu zihniyete sahip olanlar Haçlı seferlerinde  "Tapınakçı" yani "Kutsal Savaşçılar" olarak ortaya çıktılar. Kutsallık adına girmiş oldukları beldeleri yakıp yıktılar. Kudüs'e girdiklerinde kılıçları Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan ayrımı yapmadı. O kadar insan öldürdüler ki yollarda atların tırnaklarına ve bazı yerlerde ise insanların dizlerine kadar kan gölü oluştu. IV. Haçlı Seferi'ni ise İstanbul'a düzenlediler. İstanbul bir buçuk ay boyunca yağmalandı, namuslar kirletildi. İstanbul'daki Ortodoks Hıristiyanlar İstanbul'dan kaçarak İznik ve Trabzon'a sığındılar.  Bu bela, bu musibet sadece Müslümanların başına örülmüş bir olay değil, tüm dünyanın başına geçirilmek istenen bir ağdır. Tüm dünyayı köleleştirmek ve kendi satanist düşüncelerinin önünde boyun eğdirmek istemektedirler. Tüm dünyayı küreselleştirmek adına sömürgeleri altına almak istiyorlar. Ama malesef Hristiyan dünyası bunun hala farkında değil. Çünkü şu an sadece hedefte olanlar Müslümanlardır da ondan. 

Osmanlılarda Jön Türkleri olarak ortaya çıktılar. Meşrutiyetin savunucuları olarak insanların beynini yıkadılar. Sonrasında  Osmanlı devletini yıktılar. Kendilerine hem yardım edeni, hem karşılarında duranı yıktılar. Hiç bir ayrım yapmadılar.   Koca imparatorlukları yerle bir ettiler.

Allah katında Kemale yükselmenin ne kadar güzel ve çeşitli yolları varsa, o yolda ilerlemenin o kadar da engeli vardır. Bu engele maalesef ancak kılavuzunu kaybedenler, rehberini tanımayanlar takılıyor. 

 

Bu sitede, deneyiminizi iyileştirmek ve ziyaret istatistiklerini ölçmek için çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgi