Son Dakika Bugün
ASYAAHİLERİ
Tarih, Kültür ve Eğitim Analiz ve Edebiyat
Köşe Yazısı

Kurban Bayramının Düşündürdükleri

Yazı

Dünya imtihan dünyası, menzil Ahirett'ir. İnsan istese de istemese de gidiş o yönedir. Bu insanın elinde değildir.

Hz. İbrahim'in oğlu olmuyordu. Bunun için Allah’a dua ediyordu bir evlat için. Ve  yaşlanınca bir oğlu oluyor. Adını İsmail koyuyor.  O oğlu belirli bir yaşa geldiğinde Allah'u Teala (c.c.) onu kurban etmesini istiyor. El bebek gül bebek biricik oğlunu Allah yolunda kurban etmek! Burada oğlunun annesi Hz. Hacer’in eşine karşı bir itaati ve sadakati söz konusudur. Ve eşi Hacer annemiz Hz. İbrahim’e itiraz etmiyor. Sen yalan konuşuyorsun diyerek oğlu İsmail’i Hz. İbrahim’e vermeyebilir ve onu caydırmaya çalışabilirdi.  Bu nedenle Hz. Hacer'in Allah'a imanında bir kusur olmadı ve kocasına karşı da bir itaatsizlik yapmadı. Oğlu İsmail’i süsleyerek, bayrama gider gibi en güzel elbiselerini giydirdi ve güzel kokular sürerek kocasına gözü yaşlı bir şekilde verdi. Aynı şekilde oğlu Hz. İsmail'de daha küçücük yaşta olmasına rağmen babasına itaat etti ve imanını kemale erdirdi. Yani babasına kendisini teslim etti.

       Burada üçlü bir ittifakın olduğunu görüyoruz. Hz. İbrahim’in Allah’a karşı itahati söz konusudur. Hiç itiraz etmeden o biricik oğlunu bıçağının altına yatırıyor ve onu gözünü hiç kırpmadan kesmek istiyor. Çünkü emir çok yüce yerdendir. Hz. Hacer annemizin kocasına itahati söz konusudur. O da kocasına itahat ediyor ve oğlunu süslüyor, güzel kokular sürüyor ve oğlunu kocası Hz. İbrahim (a.s) teslim ediyor. Oysa oğlunu teslim etmeye bilirdi. Hz. Nuh (a.s)’ın hanımı gibi itiraz edebilirdi. Hz. Nuh ve Hz. Salih (a.s)’ın eşleri onların peygamberliklerine itiraz etmişti. Ama Hz. Hacer kocası Hz. İbrahim (a.s)’a itiraz etmedi. Kocasının peygamberliğine iman etmiştir.

     Bu nedenle hemen her yıl kurban bayramında bu felsefeyi düşünmek gerekir. Bir baba evinin bir İbrahim’i olmalı bir peygamber gibi kendinden önce miras olarak aldığı İslâm’ın inanç değerlerini, İslam’ın esaslarını ve uyulması gereken kurallarını, yasaklarını ve helallerini çocuklarına miras olarak eksiksiz olarak öğretmelidir. O mirası en güzel şekilde teslim etmelidir. En güzel dili kullanarak en güzel sevgi ve saygıyla anlatmalıdır.

     Kurban bayramında Müslüman kadınlar da kocasına  itahet etmekte acaba bir kusurum var mı, kusurum oldu mu diye kendi kendisini bir tartmalıdır. Kendisini bir gözden geçirmelidir.

   Evin çocukları da kendisine Hz. İsmail’i örnek olmalı büyüklerine karşı gerekli olan saygıyı en içten duygu ve haraketleriyle göstermeliler.

   Asıl kurban bayramını bayram yapan bu özelliktir. Yani babanın eşe ve çocuklarına, eşin kocasına ve çocuklarına, çocukların ise baba ve annelerine karşı sorumluluklarını gözden geçirmeli varsa kusur ve hatalar tövbe edilmeli. Sonra hatalarını kusurlarını sayıp dökmeli. Bayramı bayram yapacak yapılan bu tövbenin bayramı olur.

Eğer kusur yoksa yine kusuru olmamanın eksiksiz bir itahatin bayramı yapılmalıdır. Eğer bunlara dikkat edilmez ise Kurban bayramı sadece bir et bayramı olmaktan öteye gitmez.

  İşte bu yüzdendir ki; Hz. İbrahim'in Kainatın ve 18 bin alemin peygamberi onun soyundan geldi. Yüce Allah onun soyunu üstün kılarak Hz. Muhammet (s...)in diniyle onu yüceltti ve onun yaptıklarını farz kıldı. Kurban Bayramı ve bu ayda yapılan tevablar, İslam Dinine her yıl bir canlılık katarak tarihe ve tarihin çağlarına meydan okuyarak hiç eskimeden, hiç yıpranmadan günümüze kadar dimdik ayakta kalmasını sağlayan unsurlardan biri olmuştur.  Kurban bayramı ve Arafe günü Müslümanların bir araya toplanması; İslâm Dini'ni ayakta durmasını ve İnsanların bilinçaltına kazınarak kökü derinlerde ve başı ise arşa dayanmış yüce bir ağaç kılmıştır.

Ey Müslüman ahali eğer siz bu kurallara uyarak gerçekten bir bayram yapmış iseniz gerçekten siz bir İbrahim’siniz, siz bir İsmail’siniz. Hz. İbrahim’e nasıl hiçbir bir güç diz çöktüremediyse biliniz ki size de hiçbir güç diz çöktüremez. Çünkü Hz. İbrahim (a.s)’a nasıl Allah’ı Teala izzet kapılarını açtıysa size de o izzet kapılarını açacaktır. Çünkü Kuran’ı Kerim’den bir ayette şöyle buyruyor: “İzzet ancak Allah’a peygamberine ve müminlere aittir.”  İzzet kapıları üzerine açılan bir Mümin gecenin abidi gündüz ise meydanların aslanı olur. Ona hiçbir güç boyun eğdiremez, diz çöktüremez.

Bu sitede, deneyiminizi iyileştirmek ve ziyaret istatistiklerini ölçmek için çerezler kullanıyoruz. Daha fazla bilgi